Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan / Yargıtay 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi
2018/808 E. 2018/794 K
K. Tarihi: 05.02.2018
Mahkeme: Asliye Ceza Mahkemesi
Konu: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

 

Özet: Emniyet görevlileri tarafından hareketlerinden şüphelenilen sanığın durdurularak kimlik kontrolü yapıldığı esnada, hakkında mevcut bulunan yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla, görevlilere ağabeyinin kimlik bilgilerini beyan ettiği, ancak görevlilerce herhangi bir resmi belge düzenlenmeksizin gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği, sanığın eyleminin bu haliyle Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesi kapsamında kaldığı, 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmıştır.

Karar: Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamesi ile Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesi kararının “Bir başka suçtan aranmakta olan sanığın, polisler tarafından yakalandığında üzerinde kendi fotoğrafının yapıştırılmış olduğu abisi adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını sunduğu; ancak kollukça yapılan inceleme ve araştırma sonucunda herhangi bir tutanak düzenlenmeden gerçek kimliğinin saptandığının anlaşılması, sanığın karakoldaki ifadesinin de gerçek kimlik bilgilerine göre alınmış olması karşısında,sanığa atılı 5237 sayılı Kanun’un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesi kapsamında idari para cezası yaptırımını gerektiren kabahat olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,

Dosya incelendi, gereği görüşüldü: İncelenen dosyaya göre; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir.

Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu hallerde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan, yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40. maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından Elli Türk Lirası idari para cezası verilir.”, 2. fıkrası ise “… bu kişi kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır.” hükmünü taşımakta olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde TCK’nın 206. maddesi uygulanacaktır.

Kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak sorulması durumunda, kimlik bilgileri hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması veya kimlik ve adresle ilgili bilgi vermekten kaçınılması halinde Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde emniyet görevlileri tarafından hareketlerinden şüphelenilen sanığın durdurularak kimlik kontrolü yapıldığı esnada, hakkında mevcut bulunan yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla, görevlilere ağabeyinin kimlik bilgilerini beyan ettiği, ancak görevlilerce herhangi bir resmi belge düzenlenmeksizin gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği, sanığın eyleminin bu haliyle Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesi kapsamında kaldığı, 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla, Kanun Yararına Bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Asliye Ceza Mahkemesi hükmünün, 5371 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına bu konuda CMK’nın 309/4-d. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün olduğundan,sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun‘un 40/1. fıkrası uyarınca 105 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına infazın bu ceza üzerinden yerine getirilmesine, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.02.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: