İflas davalarında istinaf süresi / Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2017/1015 E. 2018/359 K.
K. Tarihi: 15.3.2018
Mahkeme: Ticaret Mahkemesi

Konu : İflas davalarında istinaf süresi ana kuralın aksine özel kanun hükümleri saklı tutulduğundan İcra İflas Kanunu 164/2. maddesindeki kurala göre 10 gün olduğundan kararın davalıya 08.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği istinaf dilekçesinin ise 22.06.2017’de kaydedilmiş olması sebebiyle hak düşürücü 10 günlük istinaf süresinin kaçırıldığından bahisle istinaf isteminin reddi gerekmiştir.

Özet: İflas davalarında istinaf süresi, HMK’nın 344/1. maddesinde öngörülen ana kuralın aksine, aynı maddenin 1. bendinin üçüncü cümlesi ile özel kanun hükümlerinin saklı tutulduğundan, İİK’nın 164/2. maddesindeki kurala göre 10 gündür. Somut davada, ilk derece mahkemesince ticaret mahkemesi sıfatıyla görülen davada davalı borçlunun iflasına karar verilmiş, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru süresi kısa kararda ve gerekçeli kararda iki hafta gösterilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı davalı-borçluya 08.06.2017 tarihinde usulen tebliğ edilmiş, (18.06.2017 pazar gününe denk geldiğinden) 19.12.2016 tarihinde, mesai saati bitiminde dolmuş, ancak istinaf dilekçesi 22.06.2017 tarihinde kaydedilmiş olmakla hakdüşürücü olan 10 günlük istinaf süresi kaçırılmıştır. On günlük istinaf süresi de HMK’nın 94/1. maddesi uyarınca kanun ile belirlenmiş kesin süre olup, hakimin istinaf süresini artırma ya da eksiltme yönünde takdir hakkı ve yetkisi yoktur. Bu itibarla davalı-borçlu vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket hakkında yapılan icra takibinde borcun müvekkili şirketçe ödenmesi üzerine senet keşidecisi davalı şirketten alacağını tahsil etmek için belge alınarak rücuya dayalı başlatılan ilamsız icra takibinde borçlu şirkete ait mal varlığına rastlanılamaması üzerine takibin iflas yolu ile takibe dönüştürüldüğünü, davalı borçluya ödeme emri tebliğ edildiği halde borcun ödenmediğini ileri sürerek, takip dosyası borcunun ödenmesi için borçlu şirkete depo kararının tebliğine, davalı-borçlu şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada iddia, savunma ve toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirketin iflasa tabi kişilerden olduğu, İİK’nın 155. maddesi gereği açılan iflas davasında anılan Kanunu’n 166. maddesi gereği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve Basın İlan Kurumu aracılığı ile gerekli ilanların yaptırıldığı, davalı-borçluya iflas yolu ile yapılan takipte İİK’nın 158/2. maddesi gereği takip dosyasındaki asıl alacak, faiz ve icra masrafları toplamını yatırması için gerekli tebligatın usulüne uygun olarak yapılmasına rağmen davalı-borçlu tarafından ödeme yapılmadığı, kesinleşen icra takibinde borcun ödenmemiş olması sebebiyle davalının iflasına karar verme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı şirketin iflasına, iflasın 28.03.2017 günü saat 10.00 itibarıyla açılmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararı davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Davalı vekili, davacının davasına konu borca dair daha önce İlk Derece Mahkemesince yapılan celsede davacının davasından şartsız olarak feragat ettiğini, davacının aynı borca dair temlik yoluna başvurarak yeniden hak iddiasında bulunduğunu, davacının müvekkili şirketin müdürü oldukları iddiasıyla şirket yöneticileri hakkında şikayetçi olması üzerine İcra Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini ileri sürerek açıklanan ve re’sen gözetilecek sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Dava, İİK’nın 155. maddesine göre iflas yolu ile yapılan ilamsız icra takibinin kesinleşmesi sebebiyle iflas istemine ilişkindir.

HMK.nın 345.maddesinde ilamın usulen taraflara tebliğinden itibaren istinaf yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu belirtilmiş, ancak aynı maddede istinaf yoluna başvuru süresine dair özel kanun hükümlerini saklı tutulmuştur.

İİK’nın iflas davalarında “kanun yollarına başvurma” başlıklı 164/1.maddesinin 1 numaralı bendinde, ticaret mahkemesince verilen nihai kararların mahkemece re’sen taraflara tebliğ olunacağı, 2 numaralı bendinde ise, bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Şu halde iflas davalarında istinaf süresi, HMK’nın 344/1. maddesinde öngörülen ana kuralın aksine, aynı maddenin 1. bendinin üçüncü cümlesi ile özel kanun hükümlerinin saklı tutulduğundan, İİK’nın 164/2. maddesindeki kurala göre 10 gün olacaktır.

Diğer taraftan HMK’nun 92/1 maddesinde; ” süreler, gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter”, aynı kanunun 90/1 maddesinde; “süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hakim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez” düzenlemesi yer almaktadır.

Aynı Kanun’un 94/1 maddesinde ise, kanunun belirlediği sürelerin ( cevap süresi, istinaf süresi ve temyiz süresi gibi) kesin olduğu belirtilmiştir.

HMK. 343/3.maddesi yollaması ile uygulanması gereken 118/1.maddesi uyarınca istinaf tarihi istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarihtir.

Somut davada, ilk derece mahkemesince ticaret mahkemesi sıfatıyla görülen davada davalı borçlunun iflasına karar verilmiş, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru süresi kısa kararda ve gerekçeli kararda iki hafta gösterilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı davalı-borçluya 08.06.2017 tarihinde usulen tebliğ edilmiş, (18.06.2017 pazar gününe denk geldiğinden) 19.12.2016 tarihinde, mesai saati bitiminde dolmuş, ancak istinaf dilekçesi 22.06.2017 tarihinde kaydedilmiş olmakla hakdüşürücü olan 10 günlük istinaf süresi kaçırılmıştır. On günlük istinaf süresi de HMK’nın 94/1. maddesi uyarınca kanun ile belirlenmiş kesin süre olup, hakimin istinaf süresini artırma ya da eksiltme yönünde takdir hakkı ve yetkisi yoktur.

HMK. 346 1.m. uyarınca istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara dair olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ise de aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nin de bu yetkisi mevcuttur. Bu itibarla davalı-borçlu vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Gerekçesi yukarda izah edildiği üzere:

1-)Davalı-borçlu vekilinin istinaf isteminin, İİK’nın 164/2. maddesinde 10 gün olarak belirlenen istinaf başvuru süresi dolduktan sonra yapıldığı anlaşıldığından, istinaf isteminin HMK’nın 352. maddesi gereği REDDİNE,
2-)Kararın istinaf yoluna başvuran davalı vekiline tebliğine,
3-)Başlangıçta peşin alınan istinaf karar harcının istenmesi halinde davalı-borçluya iadesine,
4-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-)İstinaf giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istenmesi halinde iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda İİK’nın 164/2. maddesi gereği kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: